digiturk 2000's hits açık.o yıllara ait şeyleri hatırlamak için o yıllara ait şarkıları dinlemek,hatırlama sürecini hızlandırıyor.çok net olmasa da 2000 lerin başlarına ait hatırlanacak çok fazla birşey yok.2005 hepsine oranla yoğun duygu balonlarının hava da uçuştuğu yıldı ve peşinden gelen 4 yılda öyle. ancak idrak edebiliyor insan tabi.hiç pişmanlıklarım var mı diye soruyorum kendime.illa ki vardır diyorum. ama yok.herşeyin o an ki gibi olmasını ben şekillendirdim.geçmişe dönüp de değiştirmek istediğim hiç bir şey yok ama bir şansım daha olsa hepsini baştan yaşamaya, daha farklı yaşardım bu da bir gerçek.
şimdi önüme bakıyorum. gitmek istiyorum. amerika ya new york a. evet tekrar ! sıfırdan bir hayata başlamak istiyorum.mühendisim hemde kallavi bir bölüm bitirdim.ama bölümümle ilgili değil gitmek istemem. orada hayata tutunmak istiyorum.garsonluk mu olur tezgahtarlık mı olur bir ek işle hayatta pişmek istiyorum. aynı zamanda kendi alanımda çalışmak istiyorum. planım bile hazır gidicem. ilk olarak biraz para getiren bir part time iş sonrasında 1 odalı yada küçük bir apartman dairesi kiralayacağım sonra 1-2 yıl durumu toparlamak adına çalışırım diğer yandan alanımla ilgili bir iş bulurum.çalışırım çok para kazanmak gibi bi hedefim yok beni idare edebilecek kadarı yeter. kıyafet alışverişini zaten sevmem bir aldığımı yırtılana kadar 10 yıl giyebilirim.ama istemsizce çok ayakkabı eskitiyorum. o biraz masraflı olabilir.:) sonuç olarak yukarıda yazdığım hayata çok uzak bir noktada hayata değil bir sıfır, 3 milyon sıfır yenik durumdayım.heyecanlarım,isteklerim,taleplerim heveslerim hiç olmadı.hayat nasıl getirdiyse önüme herşeyi öyle yaşadım.yaşamayada devam ediyorum.hiç tercihim de bu buna göre kendime yatırım yapayım diyemedim. imkan mı vermediler? hayır.ben diyebilien biri olamadım.birey olarak taleplerde bulunmanın yaşadığım aile bireylerime haksızlık olacağına inandırdım kendimi.senin isteklerin varda bizim yok mu demezler mi diye düşündüm. ayıp geldi ki o kadar utanmışım isteklerimden. orta okulda kolejde okurken, biraz maddi biraz okulun iyi olmayışı gibi sebeplerden liseyi devlet okulunda okudum.oraya ilk gittiğimde sahip olduklarımdan utandım.kimsenin cep telefonu faturalı değildi ama benim faturalıydı.sonra onların anneleri benim annem gibi ikonik değildi.sade sıradan hatta o zaman için kapalılardı.şimdi kapalı olmak bir sınıf yaratmıyor.sonuçda insanız sınıf kavramı niye var? biri birşeyimi beğendimi çok üzülürdüm.gerçekten üzülürdüm.ayıp bişey yaptığımı hissederdim.utanırdım.hala da onu üstümden atabilmiş değilim.orta halli bir aileden biraz üstteydik aile olarak.anlayamazdım.şimdi bile bazen anlayamıyorum.meğer ne kadar önemliymiş insanlar için etiketler.şuranın müdürü burada mühendis filan demek.yaptığımız iş sizin hayattaki sınıfınız hakkında karşı tarafa bir fikir beyan ediyormuş da haberimiz yokmuş. maalesef ki hayat parayla doğru orantılı.paran varsa gözünde bir yerdesin insanların.paran varsa "iyi giyinirsin".para varsa iyi yerlerde yemek yer orada görülmekle etiketlenirsin. telefonundan saatine, çantandan ayakkabına,parfümünden fondotenine hepsi birer etikettir.arabana bakarlar;marka-fiyat ikilisi akıllarından geçer ve sınıfını belirlerler.bu zaman çok başka.1940 larin türkiye sinde yaşamak isterdim. sabahattin aliler sait faikler bunlarla aynı masada olmak ve insana hayata dair tespitlerine tanık olmak isterdim.bir kadeh rakı ile büyükada manzarası yeterdi yaşamaya. istanbulun o az insanın arşınladığı sokaklarda yol almak isterdim.eskinin en iyi semti şimdinin ulusuna dönüştüğü yerlerde gezmek isterdim.craig david çalıyor. 7 days söylüyor.en sevdiğim şehir istanbul. su götürmez bir gerçek ki dünyayı dolaşsamda onun gibi bir şehir bulamam,bulamadım da.az sayılmaz çok sayıda seyahatim oldu.mısıra 5 kere gittim.kahire ve sharm a,paris e,italya ya,münih e sadece hava alanında ziyaret edebildim.en sonda new york a gittim.en çok new york u görünce unutursun istanbul u dediler.ama unutmadım.hiç biri onun gibi değil.hem de hiç biri .istanbul un türkiyesi nin genç zamanlarına yetişebilseydim keşke 1940-1950 yıllarına tanık olabilseydim keşke. new york a gitmek isetmemdeki sebep de kimseyi orada tanımıyor olmam.
her zaman dediğim gibi bundan kötüsü de olabilirdi,yine de bugünüme çok şükür.herkes, balonuna başka çeşit iğneler batırılmış hayatlar yaşıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder